43iVBZc. Tüm dostlara merhaba. Bugün bir iki kelam eğlenceli, tebessümü yüzümüzden eksiltmeyeceğimiz şeyler konuşalım istedim. Konuya şöyle girecek olursak; Biz, öğrenci milleti nerede ucuzluk var genelde oralardayız. Özellikle evde kalan öğrenci arkadaşlar için olmazsa olmaz markalar ve marketler vardır. Başta öğrenci kesimi olmak üzre bir çoğu için can yeleği öneminde, keşkül tadında markaların arasındadır “BİM“. 1995 yılında Birleşik Magazalar nin kısaltımı olarak ortaya çıkarılmış “BİM” markasını sanıyorum hepimiz bir yerlerde görmüş ya da alışveriş yapmışızdır. Alışveriş yapanlar, market içerisine girenler iyi bilirler; iki kapılı giriş-çıkışları, mavi kurumsal renk, sandıkların kolilerin üstüne yığılmış ürünler, ılık içecekler, Patitolar, LePortalar.. Şimdi asıl konumuza gelelim. Lise yıllarımda bir yazı okumuş ve adeta yazının hikayesini yaşamış gibiydim. Okudukça gözümde bir şeyler canlanıyor, canlandıkça gülümsüyordum. Bahsettiğim yazı 2006 yılında lakaplı ekşisözlük yazarının “bim’de eski sevgiliyle karşılaşmak” başlıklı, eğlenceli kısa hikayesini anlatıyor. Lafı fazla uzatmadan sizi bu eğlenceli kısa hikaye ile baş başa bırakıyorum. Buyrun; BİM’de eski sevgili ile karşılaşmak … son patitoyu da attım ağzıma ve bim’e doğru yola çıktım. zaten iki adım ötesi bim. annemin terliklerini giyip çıkayım lan dedim, kim iki saat şimdi bağcık bağlayacak. ama olgun bir erkek insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar ben bunu anladım. bim her zamanki gibi sakindi. klima çalışıyor ama soğutmuyordu. nasıl bir klima lan bu diyerek incelemeye başladım. ama görevli beni balici sandı, çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum. “abi bu klima üflemiyor galiba” dedim. ama cevap vermedi, işine döndü. ben de doğruca patitoların olduğu yere gittim. aman Allah’ım bu ne güzellik. bissürü patito yan yana. gel de alma. hemen iki paket aldım. zaten sudan ucuz. bir de le porta almak lazımdı. gittim onu da aldım. tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık. sanki bir zamanlar kulağıma “aşkım” diye yankılanan bir ses şimdi “süt de alalım. dost süt olsun” diyordu. bir zamanlar kulağıma “seni seviyorum” diye yankılanan bir ses şimdi “yok muratbey kaşar alalım o daha ucuz” diyordu. yavaşça arkamı döndüm. patitolar ve le porta elimden yere düştü. evet, eski sevgilimdi bu. bir zamanlar sevdiğim kadındı. bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın. şimdi nişanlısıyla bim’e gelmiş alışveriş yapıyordu. bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu. ve alışveriş arabasında le cola, blume, dost süt, dost peynir, muratbey kaşarları gibi birsürü ürün vardı. evet bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu. ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim ama lanet olası bim’de raf diye bir şey yok ki. tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde saklanamadım. peki size sorarım. siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle sıçar gibi çömelmiş ve kıç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız? işte onlar da öyle yaptılar. bastılar kahkahayı. yavaş ve gurur yıkılmışça ayağa kalktım. le portam mahzunca yerden bana bakıyordu. ben gibi yıkılmış, öylece yatıyordu. gözlerine baktım. le portanın değil lan, eski sevgilimin. bana baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. ayaklarıma bakıyordu. anne terliği giymiş, parmakları ucundan çıkmış bir ayak. buydum işte. sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. şimdiki sevgilin çok iyi giyinmiş ama bir bak bakayım ona. bim’de bu şıklık? sence de biraz samimiyetsiz değil mi? ben en azından yakışıyorum buraya. içimden geldiği gibiyim. böyle düşündüm ama sonra hassiktir dedim. adam kapmış kızı, ben de lavuk gibi pijamayla terlikle geziyorum. kim naapsın lan beni. “nasılsın görüşmeyeli?” dedim. “iyiyim” dedi. “ne güzel” dedim. “hıhı” dedi. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama “nasıl olsa bu lavuktan bir zarar gelmez” düşüncesi hasıl olduğundan zerre si*inde değildim herifin. adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu. “niye böyle olduk biz?” der gibi baktım. “ne diyorsun?” der gibi baktı bana. “niye böyle olduk diyorum?” der gibi tekrar baktım. “ne diyorsun anlamıyorum” der gibi tekrar baktı bana. “neyse si*tir et” der gibi baktım. siktir etti alışverişe devam etti. bir güle güle demeden. gözyaşlarımı saklayarak iki poşet patitoyu ve le portamı yerden aldım ve kasaya gittim. bir de blume peçete aldım yüzlük paket, gözyaşlarımı silmek için. kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, “paran var mı” der gibi baktı bana, bana bakmasın artık kimse. al lan paranı der gibi uzattım, para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. dönüp onu da aldım. mina koyim, bir romantizm de yaşayamadık be. eve giderken serkan geldi yavaşça yanıma. tek dostum, yoldaşım, üzgün olduğumu anlayabilen tek insan. “abi bir şey diycem. pijamanın kıçında delik var, kıçın gözüküyor, baya bir büyük” o günden beri evdeyim. bim’e de kapıcıyı yolluyorum. BENZER YAZILAR
Her güzel şey gibi yaşadığımız ilişkilerin de bir son kullanma tarihi var. Dost kalarak çok güzel anılarla birbirine veda edebilen çiftler olsa da ilişkilerin birçoğunda, ayrılık sonrasında taraflar birbirini bir daha görmemeyi tercih ediyor. Özellikle içinde bulunduğumuz toplumda ve kültürde ayrılık sonrasında arkadaş kalıp birbirinin özel hayatına saygı duyarak ilişkiyi başka bir boyutta yürütmeye çalışmak çok sık rastlanan bir durum değil. Ancak özellikle uzun süreli birlikteliklerden sonra yaşanan ayrılıklarda tekrar karşılaşmamak neredeyse imkansız gibi. Çiftler ayrılsa da sosyal çevreleri iç içe geçtiği için dışarı çıkıldığında gidilen mekanlarda ya da arkadaş buluşmalarında eski sevgiliyle karşılaşılması da çok olası. İlişkisi kötü şekilde sonlananların en büyük kabusu ise eski sevgiliyle tekrar karşılaşmak… Böyle anlarda sakin kalabilmek ve soğukkanlılığımızı koruyabilmek hiç de kolay değil. Geçmişte uzun bir süre en yakınınız olan, en çok zaman geçirdiğiniz ama sonrasında yaşanan kötü bir deneyim nedeniyle yollarınızı ayırma kararı aldığınız biriyle karşılaşmak gergin dakikalar yaşamanıza neden olabilir. “Selam vermeli miyim?”, “Ne kadar yakın davranmalıyım?”, “Görmezden mi gelsem?”, “Nasıl gideceğim?” gibi sorular kafanızda dönüp dururken istemediğiniz şeyler yaşayabilirsiniz. Böyle anlarda sakin kalabilmek ve soğukkanlılığımızı koruyabilmek hiç de kolay değil. Bir de bunun üzerine aksiyon almanız ve yüzlerce seçenek içinden o an için en uygun ve mantıklı olanını seçerek karar vermeniz gerektiğinde stres seviyeniz ister istemez yükselebilir. Eski sevgilinizle istenmeyen, tatsız bir karşılaşma yaşadığınızda paniklemeden sakin ve soğukkanlı kalmanıza yardımcı olabilecek yöntemleri sizler için derledik. 1. –mış gibi yapın Eski sevgilinizle aynı ortamda olduğunuzu fark ettiğiniz anda, bazı şeylerin kontrolden çıktığını hissedebilirsiniz. O an orada olabilecek her şeyi kontrol edebilmeniz imkansız. Ancak anlık bir stratejik durum planlamasıyla öz güveninizi yüksek gösterebilir ve yaşadığınız gerginliği en azından çevrenize yansıtmadan üstesinden gelebilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, o anda yaşananların nasıl olmasını istiyorsanız, her şey o doğrultuda ilerliyormuş gibi düşünmek. Çevrenizdeki insanların ne söyleyeceklerini, nasıl davranacaklarını kontrol edemeseniz de kendinizin ne tepki vereceğini önceden planlayarak yaşanabilecek durumları kolaylıkla kontrol edebilirsiniz. 2. Stres seviyeniz arttığında derin nefesler alıp verin Özellikle yeni ayrıldıysanız, ilk kez karşılaşıyorsanız ya da eski sevgilinizin yanında yeni biri olduğunu görürseniz, stres seviyeniz beklemediğiniz şekilde artabilir ve kontrol edemeyeceğiniz seviyelere ulaşarak sinir krizi geçirmenize sebebiyet verebilir. Böyle durumlarda içinizden 10’dan geriye doğru sayarak derin nefesler alıp vermek sizi rahatlatacak en basit ve etkili yöntemdir. 3. İletişiminizde yüzeysel ve pozitif olun Yeni ayrıldıysanız, ilk kez karşılaşıyorsanız ya da eski sevgilinizin yanında yeni biri olduğunu görürseniz, stres seviyeniz beklemediğiniz şekilde artabilir. Eski sevgilinizle karşılaştınız ve “merhaba” deme kararı aldınız ya da siz ne yapmanız gerektiğine karar verene kadar o yanınıza gelip sizinle iletişim kurmaya çalıştı. Böyle bir durumda, içinde bulunduğunuz karmaşık duygular ve stres seviyenizin yüksek olması nedeniyle kolaylıkla sinirlenebilir ve içinizde kalan her şeyi o an konuşmak isteyebilirsiniz. Ancak geriye dönmek ve eski konuları açmak size daha fazla gerginlikten başka hiçbir şey getirmeyecektir. Zaten karmakarışık olan duygularınızı daha da yoğun hale getirmek istemiyorsanız sizi duygusal olarak etkileyebileceğini düşündüğünüz konulardan uzak durmalı ve konuşmalarınızı mümkün olabildiğince yüzeysel tutmalısınız. Pozitif şeylerden bahsedebilir, iletişiminizi normal arkadaşlarınızla konuştuğunuz günlük konularla sınırlı tutabilirsiniz. 4. Size destek olabilecek arkadaşlarınızı yanınızda bulundurun Eğer eski sevgilinizle önceden planlanmış bir davette ya da arkadaş buluşmanızda bir araya gelmek durumundaysanız size olası bir kriz durumunda yardımcı olabileceğini düşündüğünüz bir ya da birkaç arkadaşınızı da beraberinizde götürebilirsiniz. Bu kişi mümkünse sizi en iyi tanıyan, sizi sakinleştirebilen, öz güveninizi artırabilen ve sizi motive edebilen biri olsun. 5. Alkol tüketiminize dikkat edin Stresinizi ve gerginliğinizi bastırmak ya da cesaretinizi toplayabilmek için alkollü içeceklere sığınma eğiliminde olabilirsiniz. Stres altında olduğunuz durumlarda bir kadeh şarap sinirlerinizi yatıştırmada size yardımcı olacaktır. Ancak üst üste ağır alkollü içecekler tüketmek stresinizi yatıştırmaktan çok, daha da gerginleşmenize ve pişman olacağınız şeyler yapmanıza sebebiyet verebilir. Bu nedenle ne kadar stres altında olursanız olun gerginliğinizi alkolle bastırmaya çalışmayın. 6. Kaçış stratejinizi belirleyin Son olarak, eski sevgilinizin bulunduğu ortamda daha fazla durmak istemediğinizde ve gitmeye karar verdiğinizde bunu nasıl yapacağınıza dair bir planlamanız olsun. Tıpkı ilk adımda soğukkanlı ve sakin görünmek için “–miş gibi yapma” tekniğini uyguladığınız gibi, ortamdan ayrılmak istediğinizde de karşı tarafa istemediğiniz mesajları vermemek için gayet sakin ve normal bir şekilde bulunduğunuz ortamdan ayrılmanız gerekiyor. Konuşmayı nasıl sonlandıracağınızı, “hoşçakal” derken sınırlarınızın ne olacağını, sonrasında sizinle iletişime geçmeye çalışırsa ne tepki vereceğinizi önceden planlamak ne istediğini bilen, kendine güveni tam, kararlı ve tutarlı bir imaj çizecektir. Eski sevgilinizle karşılaşmak birbirinden farklı birçok duygunun bir anda sizi kuşatmasına ve gerginlik yaşamanıza sebebiyet verse de hayatınızda yaşadığınız en kötü deneyim olamayacak kadar basit ve baş etmesi kolay bir durum. Sadece oyunu kuralına göre oynamanız, soğukkanlılığınızı korumanız, öz güveninizi yüksek tutmanız ve giderken çizginizi bozmamanız yeterli! İlginizi çekebilir İlk buluşmada gergin anlar yaşamanıza sebep olan 21 tuhaf düşünce
ya başınızı çevirir, bi yabancı gibi yolunuza devam edersiniz ya da uzunca bi süre bakakalır, özlediğinizi, hala bişiler olduğunu fark edersiniz. bunu tahmin etmek güç tabii, o an ne olacağını kestirmek mümkün değil. bi kaç gün sonra yaşadığımda editler daha doğru düzgün anlatmaya çalışırım. * bir gün takip ettim onu , dayanamadım. karşılaşmayı ben planladım yani tesadüf değildi pek. duydum konuşurken nereye gideceklerini. evimin yakınlarında bir kızla buluşacaktı. ayarladım işte bir şekilde saati falan da tutturdum. elime ne geçeceğini düşünüyordum hiç bilmiyorum. yanıma bir arkadaşımı falan almayı bile düşünememiştim. caddede süslenmiş püslenmiş bir şekilde sıcağın altında bir tur attım. mağazalardan birine daldım , serinledim kafam yerine geldi. ulan benim burda ne işim var bitmiş gitmiş dedim. dışarı çıktım. 2 adım attım ki onları gördüm. kızı ve onu. ikisini. yanyana. dudaklarımı ısırdım. kız , arkadaşımdı aynı zamanda. yanıma geldi öpüştük. ağzımdan sözcükler ezberlenmişcesine döküldü. -iyiyim sen? onun yanımızdan yürüdüğünü gördüm. kızcağız anlamadı hiçbir şey. demek bizi anlatmamıştı bile. arkasına bakmadan uzaklaşmaya başlamıştı. kızı da yanımda bırakarak. kız onun peşinden gitti. -görüşürüz. hüzünle yürüyüşünü izledim. yanyana duruşlarını. selam bile vermedi. ama kızamadım. aklımdan sadece şu geçti. lütfen görmeyeyim seni bir yerlerde karşıma çıkma konuşmayalım, bakışmayalım ne olursun. eğer gerçekten çok sevilmişse ve uzunca bir zaman geçmişse aradan, atmak üzere olduğunuz eski eşya torbasından en sevdiğiniz çocukluk oyuncağınızın düşüvermesi gibidir...nasıl ki oyuncağınız kırığı, üzerindeki tükenmez kalem çiziği, yıpranmış boyası, birçok anıyı hatırlatıverirse o an çocukluğunuza dair, eski sevgiliyle karşılaştığınızda da unuttuğunuzu sandığınız pekçok şeyi hatırlarsınız. birlikte yaşanan mutlu anlara, tartışmalara, küskünlüklere, barışmalara dair tüm anılarınızı okuyuverirsiniz yüzünün her bir çizgisinden..ömrünüz boyunca ne oyuncağınızı eski eşyalarla birlikte atabileceğinizi, ne de bu hep tanıdık kalacak yüzü unutabileceğinizi düşünürsünüz.... bi cafenin terasında oturmuş arkadaşlarla sohbet ederken öylesine aşağıya bakmıştım ki onu gördüm,hiç beklenmeyen bi anda hiç beklenmeyen bi şekilde hiç beklenmeyen bi yerde* üstünde the simpsons tişörtü vardı,benim üstümdeyse kenny li tişörtüm,birlikte beğenip almıştık,ben onunkini seçmiştim o da benimkini... kafamı çevirdim hemen,afalladım ama dönüp bakmadım bi daha,o beni görmemişti zaten.. 2 ay önce telefonda söylenen son sözlerin üstüne böyle ironik bir tesadüf işte.. düşünmesi bile insanı kahreden street spirit sendromuna sokan olay. bu arada söylediğim sendrom tamamen götümden uydurma olup , ağlaklık, nefes darlığı ve hüzün başlıca yan etkileridir. eski oluşu sizin suçunuzsa ve suçunuzu anladıysanız berbat bir durumdur. konuşmak, eski günleri açmak için can atarsınız. gururunuz yine de el vermez özür dilemeye. imalı konuşmalarla pişmanlığınızı anlatmaya çalışırsınız. anılarınızı "çok mutluyduk o günlerde" formatında anlatırsınız. gözlerinin içine bakar çaresiz çaresiz ondan da pişmanlık işaretleri görmeye çalışırsınız. konuşmaları ve hareketleri sağlıklı olarak değerlendiremeyeceğiniz için çoğu zaman tarafınızdan"valla o da istiyo tekrar yaa. seviyo beni işte" şeklinde de ondan somut bi hareket beklersiniz çünkü dün yediğiniz hurmalar bugün götünüzü tırmalamaktadır. bi yandan da kızarsınız, "bu kadar da süründürülmez ki" gurur olayını aşabilirseniz söylemek istediklerinizi topluca kusarsınız ama risklidir. şayet sayfayı kapatmışsa akşam meyhaneye gidecek arkadaş ararsınız. bulamazsanız artık en iyi arkadaşınız alkoldür. fakat ayrılığın sebebi oysa süründürmek için elinizden geleni yaparsınız. yukarıda saydıklarımı o size uygularken en siklemez halinizle aptala yatarsınız, "artık çok mutluyum"u oynarsınız. gördüğüne göreceğine bin pişman eder, mutlu mesut kahkahalar atarsınız. şayet uzun bi aradan sonra eski sevgilinizle karşılaştığınızda bunlar oluyosa çok da sevilesi bi insan değilsinizdir ve mutluluğa uzaksınız demektir. yalan rüzgarı senaryosunu yıllarca birebir yaşayacaksınız gibi görünüyor. bkz astrolog tadında giri girmek 37 yaşındaysanız, o evlenmiş, çocuklu, tombul bir bayan olmuşsa ve buna rağmen siz hala bekar ve enerjikseniz harika bir karşılaşmadır. selam, hal-hatır sorma ve kısa özgeçmişlerden sonra "iyi günler" deyip audi q7'ye binerken arkanızdan bakması pek bi güzel oluyor. siz allah'a "iyi ki beni terketmiş, şükürler olsun" diyorsunuz. bu arada o çaktırmadan arabayı süzmüş ve neler düşünmüştür... umurunuzda değildir. duyulan nefretin yüzde yansıması ile pekişen durumdur. yaratıcagı etkinin sizin ne şekilde ayrıldıgınıza baglı olan durumdur. severek ayrılındıysa ve iki tarafta birbirini unutmamışsa, ikisininde canının yanmasına neden şeyler bir kere daha hatırlanır ve bir kere daha yaşarsınız, ta ki etkisi geçene kadar sürer ama belkide bu karşılaşma yeniden ihtimalinide düşündürebilir, kimbilir... çok uzun süreli ilişkileri düşündüğümüzde 5 yıl ne kadar uzun bi ara olur bilmem ama; benim için gerçekten uzun bi ara oldu bu. sanki yıllardır onun özlemini çekiyormuşum gibi. bugün gördüm onu markette, gördüğüm an onunla ilk karşılaşmamız canlandı gözümün önünde. uzaktan uzağa sevmiştik ilk birbirimizi, ona yarın seninle çok önemli bi şey konuşacağım diye mesaj attığım günün ertesi sabahı sınıfa girmiştim, heyecandan telefonunu yere düşürmüştü. tıpkı bugünkü gibi... hiç değişmemiş. hala o upuzun simsiyah saçlar, hala heyecanlandığında kızaran yanakları ve hala gözlerindeki ışıltı. sadece gülümsedim zorla da olsa. o ise gözünden bir damla yaş düşürdü, gülümsedi ve ekledi " yarın seninle çok önemli bir şey konuşacağım..." ` bkz ıssız adam ohhhooooooo dünyanın en keyifli anlarından biridir. hani birden uyanırsınız ya her şey resetlenmiştir kafada bitmiştir aslında hayat ve birden ağızdan "ne?" sorusu çıkıverir. o "ne ?" sorusu ardından evren, dünya, canlı, insan, hayatınız, aileniz, işiniz, eski sevgiliniz, sevgiliniz ve diğer geri kalan her şey birden yüklenir ya. işte o anı yaşayan birini görürsünüz karşınızda. aslında pek de komik olmamakla birlikte beni hep keyiflendiren bir andır bu an. ilk şoku atlattıktan sonra altı-yedi kişilik bir topluluk içinde size baktıkça somurtan eski sevgili belli ki sıkılmaktadır. işte o anda artık izlemeyi bırakırsınız olan biteni. belli ki en son görmek istediği canlı şey sizsinizdir. eski günlerin hatrına konuşmak istersiniz, yanaşırsınız, laf atarsınız, espri yaparsınız, sevdiği bir şeyi yaparsınız. o da insandır be, yolunu bilirseniz onun da kalbini tekrar kazanırsınız, ne olacak yani. sonunda sohbet etmeye başlarsınız topluluk içinde. insanları da rahatlatırsınız, gerginliği alırsınız. hatta benim gibi kendini sıklıkla eleştirilebilen bir insansanız ve başkalarının eleştirilerine pek kulak asmıyorsanız, "bu var ya böyle böyleydi yaaaaa..." sohbetlerinin keyfini çıkarırsınız. gecenin sonunda da mutlu mesut ayrılırsınız. telefon alınır tekrar telefonlar verilir, bir daha görüşmek için söz kesilir, olmadı ertesi günü sinemaya davet edilir ya da falcıya gidilir geyik yapılır. sarılırsınız birbirinize ve ayrılırsınız. aslında keyiflidir eski sevgili ile karşılaşmak, hele onun haberi olmadan, sürpriz yaparcasına ise... iyidir, hoştur, candır eski sevgili. en nihayetinde sizin iyi tanıdığınız, sizi iyi tanıyan biridir. bu durum küsülmüş, uzun zamandır arayıp sorulmayan arkadaşlar için de geçerlidir. nedir yani ölümlü dünya işte, gir sohbete gerisi gelir zaten. acı, insanın modunu alt üst eden durum. tabii uzun bir ilişki ise söz konusu olan. çoktan unuttuğunuzu sanırsınız, aklınıza bile gelmemektedir artık ama işin aslı öyle değildir aslında. ortak bir arkadaşın düğününde aynı masada oturunca anlarsınız aslında pek de unutmadığınızı, bunun hala aşık olmakla, sevmekle, geri dönmek istemekle alakası da yoktur. bir bakarsınız yürürken alışkanlıkla yanından yürürsünüz, muhabbet ederken zaten eski günlerinize şahitlik eden arkadaşlar olduğundan masada eski yıllarda gibi, hiç zaman geçmemiş, bir şey değişmemiş gibi hissedersiniz. yanından ayrılınca ise "iyi ki ortamımı tamamen değiştirmişim" der insan, çünkü sanki bir saat daha kalsa o şekilde dayanamayacakmış, ağlayacakmış gibi hisseder. etkisi ise 1 hafta ile 1 ay arası sürebiliyor yaşanmışlığın derinliğine göre. yeri hala boş ise, kimse o kalbe onun kadar hitap edememişse bir daha, her görüşte aynı his tadılacaktır. bu karşılaşmalardan olabildiğince kaçmak en akıllıca yol aslında.
insanda gözüne fener tutulan tavşan etkisi yaratan olay. hele bir de uzun süreli ve birlikte büyüdüğünüz zamanlara denk gelen bir birliktelik yaşandıysa, zamanında sizi en iyi bilen oydu ve muhtemelen hala oysa, arada metreler varken bile yaşanan ani bir göz göze gelme anı insana çırılçıplak hissettirir kendini. savunmasız... bakışlarından anlarsınız çünkü siz artık ona o ayrıcalığı tanımak istemiyor olsanız da ta en içlerinizi görebiliyordur hala. o sırada denk geldiği ufacık bir hareketinizin, yüz ifadenizin onda hala bir tercümesi vardır. okunmanın verdiği telaşla çeviriverirsiniz kafanızı. aşk, o derin sevgi şimdiki zamanda yoktur ama geçmiş zamana ait köşelerinizde asılı kalmıştır havada bir yere. belki gittikçe hafifleyecek ama asla sönmeyecek bir balon gibi. ve sonra bir zamanlar nefeslerinizin karışabildiği mesafeden içinize işleyen gözleriyle, hayatta size hala en tanıdık, en yakın gibi gelen, elinizi uzatsanız hala oradaymış hissini verebilen yüzün sahibi bir yabancı olarak karışıverir kalabalığa. kısa bir süre önce şahsen başa gelen başta bir mal etse de denize girmek misali önce soğuk geliyor sonra girdikçe alışıyorsun..sonra bir bakmışsın hala insan gibi konuşabiliyorsun. bkz kırk yılda bir olan durumlar hamama girdiğinizde buharın birden yüzünüze çarpması gibi olur önce, yaşadığınız acılar çarpar yüzünüze, ter dökersiniz. selam verirsiniz, "bu adam mıydı uğruna onca acıyı çektiğim?" içinizden bir şey demek gelmez, içinizden gözlerine bakmak gelmez, "naber nasılsın, hee iyi ben de iyiyim, görüşürüz o zaman" bu. daha öteye gitmez ki gitmesine de gerek yoktur esasen. her şey olması gerektiği gibi olur. ama etkisi kısa sürer bu karşılaşmanın. böyle sırtınızdan soğuk ter boşalması gibi, bir an gözleriniz kararır, elleriniz karıncalanır.. sonra normal hayat... "o kadar da değilmiş be" gerçekten hala umrunuzda olan biriyse karşılaşma şokla karışık aptal bir bakışma sonrası mimiklerin yerini bulamamasıyla sonuçlanırken umrunuzda olmayan arkadaşın gözlerine bakmaya tenezzül bile etmezsiniz, aynı ortamda soluduğunuz havadan rahatsız olursunuz öyle bed. tabii küçük bir kalp çarpıntısı o da geçirtir geçirtmez değil eli mahkum bir yaşanmışlık var. boş bakışlarım içinden geçip gittiğinde yüzündeki kaybetmişliğin tadı doruklara çıkmıştı.. hiçbir şey hiçbir şey olmaktan daha fazla koymaz adama... tanım gereksiz olandır, kaçınılmazsa gereken yapılmalıdır bkz eylemsizlik arkaya fon müzik de konulursa tadından yenmez yaşanmışlıklara göre değişmekle birlikte bana hep güzel gelmiş olan durumdur bir kez eski sevgilimi yeni sevgilisiyle görmüştüm ben yalnızdım kıskanmıştım filan ama o bile güzeldi be sözlük on ay sonra bir tatil beldesinde karşılaşıp beraber tatil yapanları var bir de bunların. o tatil en leziz tatil olabiliyor pek tabii. tuhaftır.. eski bir arkadaş gibi davranmaya çalışırsın ama eski arkadaşı değilsinizdir, eski sevgili gibi davransan adı üstünde "eski sevgili".. kısaca iki arada bir derede kalma durumudur ben bu hatunu neden bıraktım hissi. boğazı düğümlenir. kalbi hızlı hızlı çarpar. gözleri dolar. nefes alamaz. düşününce bile bunları yaşıyorsam karşılaştığımda ölürüm herhalde. uzak durun şeytanlar. garip bir duygu, organizenin en uzun kırmızı ışığında yanyana gelirsiniz ve gayri ihtiyari kafanızı çevirdiğinizde sol tarafta onu görürsünüz. şu garip diyalog geçer; erkek- sana yol verdim. kadın- hatırlatırım, sana ilk yolu veren bendim. e- hiç değişmemişsin. k- gülerek, bu kırmızı da 90 saniye değil mi? e- kısa bile. k- sevindim seni gördüğüme, her şey gönlünce olsun. yeşil ışık beklenmez, aradan kaçılır. kalabalık arkadaş grubunuz ile yada sevgiliniz ile yolda, bir şeye kahkahalarla gülerken başınıza gelirse gayet normal karşılayabileceğiniz, aynı gün içinde unutacağınız durumdur. diğer yandan, yalnızken yorgun argın yürürken onu görürseniz ve o sizden daha mutlu ve dinamik duruyorsa haftalarca altından kalkamayacağınız durumdur. sözlü diyaloglar ayrılışınızın şiddet desibeline göre değişecektir. çok da umrumda olmaz. bir yıl öncesinde umurumda olmazdı,şimdi merhaba diyebilirim herhalde.
süper bir şeydir. hele benim gibi ferrarinizle virajı alırken karşıdan karşıya geçemeye çalışan o malum kişiyle göz göz gelirseniz tadından yenmez. bkz terk eden sevgilinin anında orospu olması mna koduummmm gerçekten berbat bir şeydir. bi de bu karşılaştığınız kişi, siz birlikteyken en yakın arkadaşınızla evlenen biriyse daha kötü olursunuz. hele hele, o arkadaşınızla el ele mutlu bir şekilde görmüşseniz önümüzdeki bir yıl boyunca kendiniz de olmayacaksınız emin olabilirsiniz. ne yaşanmış olursa olsun, kalbiniz hala onu gördüğünde deli gibi çarpacaktır telaşlanmayın... fark etmemiş hallerinde, mutluyum imajı verme çabası yaşanılabilen andır. o uzuuun zaman sonrasında eski sevgili ile karşılaşmak, sokakta yürürken rastlaştığınız insanlardan farklı bir etki yaratmaz sizde. ha, diyorsanız ki ben o sevgilinin gittiği karede takılıp kaldım, ondan sonra benim için zaman akmak bilmedi. o zaman o hiç kapanmayan yaranın bir kez daha acımasından öteye geçmez bu karşılaşma... yanınızda sevgiliniz varsa iyidir. yanınızda sevgiliniz yoksa onun yanında sevgilisi varsa kötüdür. ikinizin de yanında sevgilisi varsa dost kalabileceğinizin başlangıcı olabilir çünkü sıfırlanır. tatil için gittiğiniz memlekette arkadaşlar teker teker ziyaret edilmiştir. akşam eve otobüsle dönerken o tıklım tıklım arabada birden göz göze ayağa kalkar yer verir,ordan burdan konuşursunuz ,hiç bitmesin istediğiniz o yolculuk hemencecik bitiverir . ve fark edersiniz ki çok özlemişsinizdir. otobüsten inersiniz aptal aptal el sallarsınız birbirinize ve fonda sizin için şu şarkı çalar " bkz ilhan şeşen gördüğüme sevindim" ben ayrıldıktan 10 ay sonra yaşadım bunu. hem de yeni sevgilisiyle gördüm bi bok olmuyo unutabildiyseniz. unutamadıysanız da gördüğünüz an şöyle bi kalbiniz hızlı hızlı çarpıyor, gözleriniz doluyor, film şeridi gibi onunla olan günleriniz geçiyor gözünüzün önünden sonra o karısına sarılınca her şey bok oluyor. son kısmı biraz objektiflikten çıktı idare edin artık. böyle işte yani geçmişe mazi geleceğe niyazi denmiyor bazı zamanlar. gelecek de bi türlü gelmiyo zaten mınakoyım. geçmişte yaşıyor benim gibi garibanlar. bkz gonna be fun edit olmadı. eski sevgili eğer daha iyi bi durumdaysa engellenemez dumur halidir. ağzınızda, içinizde bir dizi madeni tat bırakacak olan hadisedir. hele ki ortak arkadaşlarınız çoksa ve mütemadiyen görüşüyorsanız... birbirinizin yenisi, eskisi, geçen aykinden haberiniz oluyorsa ve vedalaşırken sımsıkı sarılıp, hüzünle size bakıyorsa lanet edersiniz o karşılaşmaya. bir de bunun hiç bir kavga yaşanmadan 'bitirelim o zaman, anlaşamıyoruz' şeklindeki naif versiyonuyla aynı okulda okuyor ve arada kafede falan görüyorsanız, 'iyiydi bu ya, niye ayrıldık be biz' diye soruyorsanız, hay lanet olsundur, aşka da sevgiliye de! bugün birinci yıldönümü uzun bir aradan sonra ilk kez karşılaşmıştım geçen yıl bugün .şişli de karşıdan karşıya geçmek için kırmızı ışıkta beklerken gözgöze olup olmadığından emin değildim güneş gözlüğü vardı gözünde koskocaman. o da beni gördü ben olduğuma emindi çünki dörtgözüm güneş gözlüğü vs.. gibi birşey yok yüzüm .kabak gibi ortada. tereddüt etti ama galiba cesaret aldı benim uzun uzun bakmamdan emin olmadığım için uzun bakmıştım salak aşkından uzun baktım sandı galibayanında bir kız vardı galiba sevgilisiydi evet evet sevgilisi... bana verdiği onca acı ve hüzünden sonra bir de mutluluğuna şahit oluyordum ne acı...birden gülümsedi bana bakarak yeşil yanmıştı karşıdan kendinden emin adımlarla bana doğru geldi yolun ortasında tam yanyanayken birzamanlar hayatımda gördüğüm en masum gülümseyişiyle bana ne mi yaptım gözlerimi kaçırdım tebessümüne karşılık vermeden mu yaptım pişman mı oldum o anda kız gerçekten gördüğüne sevindiği için gülümsemedi bence amacı yanındakini göstermek belki bir kaç kelime laf sokup konuşmak içindi ben karşılık vermeden arkama da bakmadan yürüdüm gittim.'oh canıma değsin morarttım' diye düşündüm ama sanırım de beni hala unutamadı trip yapıyor de ruh halini bilemeyeciğim bugün birinci yıl dönümü öğleden sonra saat şişli ... maziyle burun buruna gelmektir. bıraktığım sen misin? bıraktığın ben miyim? kim kimden önce gitti? iyi ki bittik mi? nedir yani? neden yıllar sonra çıkarsın ki karşıma? sanki başka derdim yok gibi! bir de seninle geçen günleri mi kafamdan flashback geçeyim? peh. üzgünüm ama ben yeterince geçmişe boyun eğdim sevgili! 12-13 sene gibi uzun bir aradan bahsediyorsak, gençlik günlerini hatırlatan güzel anılara yolculuk yapmayı gerektirir ki gerçekten de hakkını vererek yaşamışsanız o yılları o yolculuğun tadı bambaşkadır. beraber oturup bir de o günleri yad ettiniz mi değmeyin o keyfe. sohbetin sonu 'ya biz niye ayrılmıştık' olur ve bir süre bunu düşünürsünüz sonra da 'siktir et be güzel günlerdi' der noktayı koyarsınız. her zaman böyle güzel olmayabilir bu karşılaşmalar. hani 'şeytan görsün yüzünü' tabir ettiğimiz eski sevgililer gözlerden ırak! akıllara mazideki aşk şarkısını getirecek eylemdir. o aşina bakışlar içinizi deler falan ama o kadar. ne de olsa mazidekidir artık.
uzun bir aradan sonra eski sevgiliyle karşılaşmak