TürkKurtuluş Savaşı'nda Sovyetler Birliği-Türkiye ilişkileri, Türk Kurtuluş Savaşı döneminde Sovyetler Birliği ve Türkiye hükûmetleri arasındaki politik ve askerî ilişkilerdir. 1917'deki Ekim Devrimi sonrasında kurulan Sovyetler Birliği dünyadaki tüm komünist ayaklanmalara destek vermiş, bununla birlikte sömürgeci ve emperyalist müdahalelere karşı da mücadele
Not Ankara’nın Yunanlıların eline geçmesi tehlikesine karşı Meclisin Kayseri’ye taşınması gündeme geldi. Fakat ordu ve milletin moralini bozar düşüncesi ile bu fikirden vazgeçildi. Fakat ordu ve milletin moralini bozar düşüncesi ile bu fikirden vazgeçildi.
IIMeclisin Kayseri’ye taşınması tartışılmıştır III-Ordu Sakarya nehrinin doğusuna çekilmiştir. IV-Ordumuz Sakarya nehrinin Batısına geçmiştir. V-M. Kemal Mareşal olmuştur.turkeyarena.com Yukarıdakilerden hangileri Sakarya savaşının sonuçlarından değildir? A)Yalnız II B)I-II C)II-III D)I-II-III E)I-IV-V 18.
Kurtuluş savaşındaki tek yenilgidir, Eskişehir Kütahya ve Afyon düşmanın eline geçti, TBMM’ne duyulan güven sarsıldı, meclisin Kayseri’ye taşınması fikri ortaya atıldı, Mustafa Kemal başkomutanlığa getirildi, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için Tekâlif i Milliye Emirleri yayınlandı, bazı yerlerde yeniden
Bu sebepten dolayı meclisin daha güvenli olması nedeni ile Kayseri'ye taşınması konuşulmaya başlamıştı. bozguna uğratıldı. 23 Ağustos 1921'de başlayan savaş 12 Eylül 1921'de
0dfoT. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanmıştır. Muharebeler 10 Temmuz 1921 ile 24 Temmuz 1921 arasında Yunanistan ile Ankara hükümeti arasında gerçekleşmiştir. Muharebeyi Ankara hükümeti kaybetmiş ve Sakarya Nehrinin doğusuna çekilmek zorunda kalmıştır. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, yeni kurulan düzenli ordunun Batı Cephesi’nde kaybettiği tek savaştır. Afyon, Eskişehir ve Kütahya Yunanlıların eline geçti. Ordunun daha fazla zayiat vermesini istemeyen Mustafa Kemal orduyu Sakarya Nehrinin doğusuna kadar çekti. Savaşın kaybedilmesi TBMM’ye olan güveni sarstı, Meclisin Kayseri’ye taşınması ve Kuva-yi Milliye’ye dönülmesi gündeme geldi. Yunan ordusu Sakarya Nehrine kadar ilerledi. Durumun ciddiyetinin ani kararlar alınmasını gerektirdiği için 5 Ağustos 1921’de “Başkomutanlık Kanunu” çıkartıldı. Bu kanunla Mustafa Kemal Paşa Başkomutan seçildi. Ayrıca Meclis tüm yetkilerini Mustafa Kemal Paşa’ya devretti. Bu kanun 1922’de süresiz olarak uzatıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı seçilmesine kadar yürürlükte kaldı. Mustafa Kemal Paşa orduyu yeniden güçlendirmek amacıyla 8 Ağustos 1921’de Tekalif-i Milliye Emirleri’ni çıkardı. Bu sayede ordunun ihtiyaçlarının büyük bir kısmı halktan karşılanmaya çalışıldı. İlginizi çekebilecek diğer olaylar En Yeniler geri ileri 1. Listedesiniz geri ileri Biyografiler Michael Jackson CV BİYOGRAFİ Mustafa Kemal Atatürk CV BİYOGRAFİ Salvador Dali CV BİYOGRAFİ Elvis Presley CV BİYOGRAFİ Henry Ford CV BİYOGRAFİ Yılmaz Güney CV BİYOGRAFİ Jean-Jacques Rousseau CV BİYOGRAFİ Hulusi Kentmen CV BİYOGRAFİ Abraham Lincoln CV BİYOGRAFİ İbni Sina CV BİYOGRAFİ Mimar Sinan CV BİYOGRAFİ II. Abdülhamid CV BİYOGRAFİ El-Harezmi CV BİYOGRAFİ Mahatma Gandhi CV BİYOGRAFİ Joseph Goebbels CV BİYOGRAFİ
Mustafa Kemal Paşa 18 Temmuz 1921’de, Eskişehir –Kütahya yenilgisinden ve Batı Cephesi’nin çökmesinden sonra, bütün sorumluluğu üzerine alarak Türk Ordusu’nu Sakarya’nın doğusuna çekilmesi emrini vermişti. Böyle zor bir kararı cesaretle alabilmesi ve Meclis’e anlatması son derce güçtü. Başkent’in Kayseri’ye taşınması konuşuluyordu. Mustafa Kemal Başkomutan seçildiği günlerde mali kaynaklar uzun sürecek bir meydan savaşı için yeterli değildi. Yunanılıların Kütahya, Afyon v e Eskişehir i işgal etmeleri savaşın verdiği maddi kayıplara mali sıkıntılara yol açmakla kalmamış, ayn zamanda iç Anadolu için yaklaşan hasat mevsiminde devletin elde edeceği önemli ölçüdeki tarımsal vergi gelirlerinin tahsilatını da imkânsız duruma getirmişti. Ülkenin en verimli toprakları işgal altında ya da İstanbul Hükûmeti’nin etkisi altında idi. Düşman Sakarya nehrinin batısına kadar tüm batı illerini işgal etmişti. Ordunun ayakta durması, cephede varlığını sürdürmesi ve araç ve gerece/mühimata olan ihtiyaçları nedeniyle şiddetle paraya, araç ve gerece ihtiyaç vardı. Cepheden dönen milletvekilleri Meclis’teki açık görüşmelerde orduyu övmekle yetinmiş, eleştirilerini gizli oturama bırakmışlardı. Oturumu M. Kemal Paşa yönetiyordu. Gizli oturumun 2 Ağustos 1921 günü yapılır. Dr. Rıza Nur söz alır “Cephede bütün birlikleri gezdik. Subay ve erlerle görüştük. Ordu sayıca yetersiz ama elde kalan çekirdek hakikaten mükemmeldir. Savaşa hazırdır. Fakat birçok noksanlık ve aksaklık var. Söylenmeyen derdin devası olmaz” -“Askerin çarığı yok. Çoğunun ayağı çıplak. Süvarinin kılıcı yok. Birliklerde su fıçısı, kırba yok. asker Sakarya’nın doğusuna çekilirken Porsuk’un çamurlu suyunu içmek zorunda kalmış. Askerin yüzde yirmisinin süngüsü hizmetleri yapılmadığı Milli Savunma Bakanlığının görevleri Fevzi Paşa hazretlerini yakından tanırım. Çok saygım vardır. Cidden çalışkan ve namuslu bir güne kadar bu konularda görevini hakkıyla yapmamıştır.” Bakanlar Kurulu da çok ağır davranmış ve bu konuda yeterli önlemleri almamıştır. “… Taşıt araçları, gereçleri yetersiz, on ile on beş gün içinde orduyu Sakarya’da tutunacak hâle getirmezsek, felakete sebep oluruz. Dünyamızı da ahretimizi de kaybederiz. Şimdi düşündüğüm hâl tarzın açıklayacağım. İsmet Paşa Hazretlerini çok seven ve sayan bir insanım. Meziyet ve faziletleri de çok yüksektir. Fakat olağanüstü hâllerde olağanüstü önlemler gerekir. Ordunun başına…” Mersin milletvekili Emekli Albay Selahattin Köseoğlu acele eder. Oturduğu yerden, “M. Kemal Paşa geçsin” diye bağırır. Beklenilmeyen bir öneri idi bu. Orduyu savaşa hazırlamakla uğraşan M. Kemal Paşa dikkat kesildi. Dr. Rıza Nur Bey de eliyle Mustafa Kemal Paşa’yı işaret eder. “-Evet, bizim reisimiz tam bu işin adamıdır. Onun gibi iyi bir komutanımız yok. Bence bu millet, ancak onun verebileceği ümitle silkilenebilir.” Kürsüye Balıkesir Mileltvekili Vehbi Bolak gelir. “-Cephedeki subay ve erler dört aydan beri aylık ve harçlıklarını alamamışlar.” Bunun sorumlusu kim diye sorunca, Fevzi Paşa, oturduğu yerden “ hazinede para olmadığını sen bilmiyor musun?” diye oturduğu yerden cevap verir. “-Cephedeki askerin tütünü yok, kuru ot toplayıp yüzde seksenini üniforması yok. Çorabı, çamaşırı yok. Bazı tümen karargâhlarında , gece harita okumak için gaz lambası, fener bir yana mum yok,mum! Evet beyler ordumuz bu durumda!... Ankara milletvekili Şemsettin Bayramoğlu , “-Ama biz inanıyoruz ki M. Kemal Paşa Hazretleri başkomutanlığı kabul ederse,ordu canlanır, bir ay içinde düşmanı terbiye ederiz. “ Mustafa Kemal dinliyor ve susuyor. Herkesin konuşmasını dinleyip bitirdikten sonra söz alarak, Başkomutanlığı , askeri alanlardaki Meclis’in yetkilerini kullanmak üzere kabul eder. Artık Milli Savunma konusunda, ordunun savaşa hazırlanması için onun her verdiği emir/buyruk, yasa yerine geçecektir. Mustafa Kemal’in 5 Ağustos 1921 tarihinde Başkomutanlığı kabul ettiği günden hemen sonra, M. Kemal Çankaya’daki çalışma odasında, otura dolaşa, kahve ve sigara içe içe, dağınık düşüncelerini toplayıp birleştirmeye çalıştı. Halktan gelen mesajlar, destek telgrafları ve Meclis’teki konuşmaların da etkisiyle tarihte hiç örneği olmayan kapsamlı bir önlemler paketi hazırladı. Bu önlem paketlerinin hazırlandığı günlerde Sakarya Savaşı başlıyor olacaktı. Tekâlif-i Milliyle Emirleri Ulusal Vergiler ve Buyruklar adındaki bu emirler şöyledir tarihinde düzenlenen 1 numaralı emir/buyrukla, her ilçede birere “Tekâlif-i Milliye Komisyonu” kuruluyor, bu kurulların çalışmaları ve talep edilen araç ve gereçlerin nasıl ve nereye sevki konularını ve diğer çalışmaları düzenler. Mustafa Kemal Tekalif-i Milliye emirleri ile Türk halkını, orduyu ve Meclisi top yekûn savaşa hazırlıyor, her evi, her iş yerini cephenin bir parçası yapıp, halkı malı ve emeği ile savaşa katılmaya çağırıyor. Kurtuluşa giden yolun birlikte başarılacağı mesajını veriyordu. tarihinde 2 numaralı emir/buyrukla, her aile birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp her il ve ilçede kurulan Ulusal Vergiler Kurulu’na verecektir. tarihinde 3 numaralı emir/buyrukla ,tüccar ve halkın elinde bulunan çamaşırlık bez, kaput bezi patiska,pamuk, yıkanmış ya da yıkanmamış yün ve tiftik,erkek elbisesi dikmeye elverişli kışlık ve yazlık kumaş,kalın bez, kösele, vaketa, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin,sahtiyan,dikilmiş ya da dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tel çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir, yapılmış nal,mıh, yem torbası yular, kolan, kaşağı, gebre, semer ve urganlardan % 40’na parası sonradan ödenmek üzere el konuyordu. Dışarıdan getirilen malların da % 10’u aynı biçimde, iskelelerde ordu gereksinmeleri için ayrılıyordu. tarihinde 4 numaralı emir/buyrukla, tarihinde 4 numaralı emir/buyruklar, Tekalifi Milliye Komisyonlarının görevleri üzerine açıklamalarda bulunulur. Talep edilen, mevcut, buğday. saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut,mercimek, kasaplık hayvanat, şeker,gaz,pirinç,sabun,yağ,tuz,zeytin yağı, çay, mum, stoklarından % 40’nı takdir edilen fiyat üzerinden komisyonlara teslim edilecek. tarihinde 5 numaralı emir/buyrukla ,ordu gereksinmeleri için alınan taşıt araçları dışında, halkın elinde kalan taşıt araçlarıyla 100 km’lik bir uzaklığa kadar ayda bir kez parasız taşıma yapılması zorunlu kılınıyordu. tarihinde 6 numaralı emir/buyrukla, ordunun giyinmesi ve beslenmesine yarayan sahipsiz,terk edilmiş,bırakılmış, kalıntı, kullanılmayan malalara el konuluyordu. - tarihinde 7 numaralı emir/ buyrukla halkın elinde bulunan savaşta gerekli bütün silah ve cephanenin üç gün içinde Ulusal Vergiler Kurulu’na verilmesi isteniyordu. tarihinde 8 numaralı/emir buyrukla, benzin, vakum, gres, makine don, saatçi ve balık yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, solüsyon, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinesi, kablo, pil çıplak tel,yalıtkan maddeler ve bunlara benzer malzeme ile sülfirik asit stoklarının % 40’na el konuluyordu. tarihinde 9 numaralı emirle/buyrukla, demirci, marangoz,dökümcü, tesviyeci, saraç ve arabacılarla bunların işliklerinin iş çıkarma üretim güçleri; kasatura,kılıç mızrak eyer yapabilecek ustaların adları, sayıları ve durumları belirleniyordu. tarihinde 10 numaralı son emirle/buyrukla, halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabalarıyla kağnı arabalarının, bütün takım ve hayvanlarıyla beraber ve binek ve top çeker hayvanları, katır ve yük hayvanları, deve ve eşek sayısının % 20’sine el konuyordu. Bu buyruklarla alınan ve Ulusal Vergiler Kurulu’nun düzenlediği tutanaklarda gösterilen vergiler,savaş sonrası halka geri ödenmiştir. Büyük bir kısmı 1923 yılında % 72 nakden, kalan kısmı da hazine tahvilleri ile ödenmiştir. Yukarıda da da açıklandığı üzer, bu yükümlülüklerin bir kısmı vergi niteliğinde, bir kısım da karşılıksız olarak bir hizmetin yapılması amacıyla toplanmıştır. Vergi niteliğindeki yükümlülükler için geri ödeme yapılmamıştır. Bu uygulamalar sırasında en küçük bir yolsuzluğa meydan verilmemiştir. En ufak bir yolsuzluğu görülen sorumların “vatana ihanet suçu” ile cezalandırılacağı önceden bildirilmiştir. Belirtilen suçları işleyenlerin “İstiklal Mahkemeleri”nde yargılanacağı bir numaralı emirle açıklanmıştır. Sonuç olarak, halkın ödeme gücü dikkate alınmış, yerine getirilemeyecek yükümlülükler konulmamıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan yolsuzluklar dikkate alındığından, bu uygulamanın başarılı olduğu açık ve net olduğunu konuyu bilen uzmanlar yazar. Ulusal Vergiler Kurulu tutanaklarıyla belirlenen ücret ve değerler toplam 6 milyon üzerindedir ve tamamı geri ödenmiştir. Toplanan mallar ve yapılan hizmetler ulusal amacın gerçekleştirilmesi için titizlikle değerlendirilmiş ve savurganlığa meydan verilmemiştir. Bir ulusun neler yapabileceği bu uygulama ile net olarak görülmüştür. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, ulusun ortak değer ve isteklerini tespit ederek ve onlara önderlik ve askerliğin gerektirdiği şartları uygulayarak, en zor koşullarda vatanı düşmandan temizlemiş ve özgürlüklerinden mahrum Afrika, Asya ve Orta Doğu ülkelerine de emperyalizmden kurtulmanın yolunu öğretmiştir
KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER VE ANTLAŞMALAR Kurtuluş Savaşında belli başlı üç cephede mücadele verilmiştir Bunlardan Batı cephesinde Yunanlılara ve dolaylı olarak İngilizlere karşı, Doğu cephesinde Ermenilere karşı, Güney cephesinde ise Fransız-Ermeni işbirliğine karşı, kısmen de İtalyanlara karşı mücadele edilmiştir DOĞU CEPHESİ Doğu cephesi TBMM’nin ilk resmi cephesidir Burada Ermenilerle savaşılmıştır Ermeniler, Wilson ilkeleri, Mondros Ateşkesi ve Sevr’den destek alarak Doğu Anadolu’yu İşgale başladılar I Dünya Savaşından sonra Kafkaslarda devlet kuran Ermeniler amaçlarını gerçekleştirmek için Doğu Anadolu’yu ele geçirmeye başladılar TBMM tarafından Doğu cephesine atanan 15 Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Osmanlıdan kalan düzenli ordu ile Ermenileri yenilgiye uğrattı Ermeniler ateşkes istediler İki taraf arsında Gümrü Antlaşması imzalandı3 Aralık 1920 TBMM ilk siyasi ve askeri başarısını burada kazanmıştır Gümrü Antlaşmasına göre; Aras nehri sınır olacak, Ermeniler işgal ettiği Türk bölgelerinden çekilecek, Kars, Sarıkamış, Iğdır TBMM’ye bırakılacak, Ermenistan, Sevr dahil Türklerin aleyhine hiçbir antlaşmayı tanımayacak, Türklere karşı düşmanca hareket etmeyecekler Antlaşmanın Önemi; TBMM’yi tanıyan ilk devlet Ermenistan olmuştur Ermeniler Sevr’i geçersiz sayan ve Misak-ı Milliyi kabul eden ilk devlettir Bu Sevr’in uygulanamayacağının ilk göstergesidir Doğu cephesi kapanmış birliklerin bir kısmı Batı cephesine kaydırılmıştır GÜNEY CEPHESİ Güney cephesinde yoğun olarak Urfa, Antep ve Maraş savunmaları dikkat çeker Mondros’tan sonra Adana, Urfa, Antep, Maraş önce İngilizler tarafından işgal edilmiş, sonra da Musul karşılığında Fransızlara bırakılmıştır Burada Fransızların Suriye’den getirdikleri Ermeni intikam alaylarının Türk halkını yok etmeye başlaması üzerine bölge halkı direnişe geçti Diğer cephelerden farklı olarak bu cephe Kuva-i Milliyecilerin mücadelesi ile başarı elde etmiş, düzenli ordu burada faaliyet göstermemiştir Fransızlar, işgal girişimlerimde güçlü bir savunma ile karşılaşmışlardır 12 Şubat 1920’de Maraş, 11 Nisan 1920’de Urfa düşman işgalinden kurtarıldı Antep ise uzun bir savunma yapmış fakat yiyecek ve silah sıkıntısı yüzünden Fransız işgaline girmiştir Başarılı mücadelelerinden dolayı bu kentlere daha sonra Gazi, Kahraman, Şanlı gibi ünvanlar verilmiştir Güney cephesindeki başarılar üzerine Fransızlarda Anadolu da kalınamayacağı fikri uyanmaya başlamıştır Daha sonra da Sakarya Savaşı’nın ardından TBMM ile Ankara Antlaşmasını imzalayarak bölgeden çekilmişlerdir Güneyde İtalya ile ise savaş yapılmamış, Yunanlılara karşı TBMM’yi destekleyen İtalyanlar Sakarya Savaşından sonra işgal ettikleri yerlerden çekilmişlerdir BATI CEPHESİ Batı cephesinde TBMM kuvvetleri, Yunan işgaline ve onları destekleyen İngilizlere karşı dolaylı olarak mücadele etmişlerdir İzmir’in işgalinden Sevr’e kadar olan dönemde Yunanlıların amacı birinci planda Sevr’i kabul ettirmek, sonra ise uygulamaya koymaktı I İNÖNÜ SAVAŞI 6 – 10 Ocak 1921 Bu savaşın sebepleri; Yunanlıların Eskişehir demiryollarını ele geçirmek istemesi, Eskişehir’i alarak Ankara’ya ulaşıp Milli Mücadeleyi yok etmek istemesi, TBMM’ye Sevr antlaşmasını kabul ettirmek istemeleri, Düzenli ordunun fazla güçlenmeden ortadan kaldırılmak istenmesiydi Savaşın gelişimi; Yunanlılar, Çerkez Ethem’in ayaklanmasından yararlanarak harekete geçtiler Ancak İsmet Paşa komutasındaki ordularımız, sayıca ve silah yönünden üstün olan Yunan ordusunu yenilgiye uğratmıştır İsmet Paşa bu başarıdan sonra Çerkez Ethem üzerine yürüyerek onun isyanını da bastırmıştır Savaşın sonuçları; Bu zafer, Düzenli ordunun kazandığı ilk askeri başarıdır TBMM’nin otoritesi artmıştır TBMM’ye ve düzenli orduya güven ve katılım artmıştır Milli birlik ve beraberlik güçlenmiştir Düzenli ordunun gerekliliği ortaya çıkmıştır 1921 Anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye ilan edilmiştir İstiklal Marşı kabul edilmiştir12 Mart 1921 Londra da bir konferans toplanmıştır Türk – Sovyet ilişkileri gelişmiş ve aralarında Moskova Antlaşması imzalanmıştır Afganlarla da dostluk antlaşması imzalanmıştır LONDRA KONFERANSI 23 Şubat – 22 Mart 1921 Konferansın toplanma sebepleri; Sevr’de bazı değişiklikler yaparak TBMM’ye kabul ettirmek istemeleri, Yunan ordusuna zaman kazandırmak istenmesi, Türk ordusunun Doğu cephesinde Ermenilere, Güney cephesinde de Fransızlara karşı verdiği başarılı mücadele Londra Konferansına, TBMM’nin varlığını tanımamış olmak için yalnızca İstanbul Hükümetini çağırdılar TBMM’nin de İstanbul’un emrinde olduğu izlenimini yaratmak için de İstanbul Hükümeti ile birlikte M Kemal ya da TBMM üyelerinden birinin de bulunabileceğini belirttiler M Kemal ise doğrudan çağırılmadıkça katılmayacağını bildirdi Bunun üzerine TBMM, İtalya’nın aracılığı ile Londra Konferansına resmen davet edildi TBMM, Konferanstan bir sonuç alınamayacağını bildiği halde barıştan yana olduğunu göstermek ve Misak-ı Milli’yi dünya’ya duyurmak ve varlığını kabul ettirmek için Konferansa katıldı Konferansa İstanbul adına Tevfik Paşa, TBMM adına da Bekir Sami Bey katıldı İki tarafın birlikte davet edilme sebebi, iki hükümet arasındaki görüş ayrılığından yararlanmaktı Beklenen olmadı İlk söz hakkı Tevfik Paşa’ya verildiği halde o söz hakkını, Bekir Sami Bey’e bırakmıştır Bu hareket, Türk Ulusunun tek temsilcisinin TBMM olduğunun kabul edildiğini gösterir Konferanstan tahmin edildiği gibi bir sonuç alınamamıştır Bu arada Bekir Sami Bey Konferans sırasında İngiltere, Fransa ve İtalya arasında ikili antlaşmalar yapılmıştır Fakat bu antlaşmalar TBMM tarafından bağımsızlık ve egemenliğe ters düştüğü için onaylanmamıştır Konferansın önemi; TBMM İtilaf Devletleri tarafından hukuksal olarak tanındı Misak-ı Milli tüm dünya’ya duyurulmuş oldu TBMM’nin barış yanlısı olduğu tüm dünya’ya gösterilmiş oldu Yunan ordusuna toparlanması için zaman kazandırdı AFGAN DOSTLUK ANTLAŞMASI 1 Mart 1921 Londra Konferansının devam ettiği günlerde bir Türk heyeti de Moskova’ya gitti Sovyet Rusya ile görüşmeye gelen Türk heyeti bu sıra da Moskova da bulunan Afgan temsilcileri ile de bir dostluk antlaşması imzaladı Böylece yeni Türk Devletini tanıyan ilk İslam devleti Afganistan oldu MOSKOVA ANTLAŞMASI 16 Mart 1921 Bu antlaşmaya ortam hazırlayan etkenler; Rusya ve TBMM’nin ortak düşmanla mücadele etmesi Rusya’nın Güneyini, TBMM’nin de Doğusunu güvenlik altına almak istemesi ve Doğu cephesinin kesin olarak kapatıp buradaki birlikleri diğer cephelere sevk etme isteği, TBMM’nin Rusya’nın yardımına ihtiyaç duyması, Sovyet Rusya’nın yeni rejimi Anadolu da yaymak istemesi olarak gösterilebilir Antlaşmanın Maddeleri İki taraftan birinin tanımadığı bir antlaşmayı diğer tarafta tanımayacaktı THORN; Buna dayanarak Sovyet Rusya Sevr’i reddediyor ama Misak-ı Milli’yi kabul ediyordu Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya’sı arasında yapılan antlaşmalar geçersiz sayılacak Sovyet Rusya kapitülasyonların kaldırılmasını kabul edecek Batum Gürcistan’a bırakılacak Kars, Ardahan ve Artvin Türkiye de kalacaktı Taraflar kendi geleceklerine kendileri karar verecek Boğazlar tüm devletlerin ticaret gemilerine açık olacak Antlaşmanın önemi; İlk defa büyük bir batılı devlet yani Sovyet Rusya, TBMM’yi ve Misak-ı Milli’yi tanımıştır Türkiye’nin Doğu sınırı güvenlik altına alınmış bu sayede Doğudaki birliklerin batı ve güneye kaydırılmasına olanak sağlanmıştır TBMM bir destekçi kazanmıştır Batum’un kaybı ise Misak-i Milliye’den ilk tavizdir II İNÖNÜ SAVAŞI 23 Mart – 1 Nisan 1921 Savaşın sebepleri; Londra Konferansından bir sonuç alınamaması, I İnönü yenilgisinden sonar Yunanlıların İtilaf Devletlerine güçlerini ispat etmek istemeleri ve Sevr’i zorla TBMM’ye kabul ettirmekti Savaş Yunan saldırısı ile başladı Bir tarafta Yunan ordusu Diğer taraftan TBMM’ye ait düzenli ordu arasında yapılan savaşın sonunda başarılı olamayan Yunanlılar geri çekilmek zorunda kaldılar Savaşın sonuçları; Halk’ın TBMM’ne güveni ve düzenli orduya katılımı arttı Tüm batı cephesi komutanlığı İsmet Paşa’ya verildi Yunanlılar Anadolu da başarılı olabilmek için daha fazla asker getirmeye başladılar İngilizler Malta’daki Türk aydınların bir kısmını serbest bıraktı İtalyanlar işgal ettikleri yerlerden bir kısım askerlerini çekmeye başladılar I Ve II İnönü savaşlarında düşman oyalanarak zaman kazanılmıştır KÜTAHYA – ESKİŞEHİR SAVAŞLARI 10 – 24 Temmuz 1921 II İnönü Savaşı’nda kazanılan başarının ardından geçen zaman içerisinde Türk ordusunun saldırıya geçmemesi üzerine Yunanlılar Türklerin taarruz gücüne erişemediklerini anlamıştı Destekçileri İngiltere’den aldıkları silah ve askeri malzemeleri kullanarak hazırlıklarını tamamlayan Yunanlılar Eskişehir- Afyon istikametinden saldırıya geçtiler Bunu üzerine ordunun daha fazla yıpranmasını istemeyen M Kemal’in emri ile Türk ordusu Sakarya Nehrinin doğusuna çekildi Türk ordusu yenildi çünkü yeni kurulmuş bir orduydu, I Ve II İnönü Savaşlarında yıpranmıştı Sayı ve malzeme olarak da Yunanlılar daha üstün durumdaydı Savaşın sonuçları; Afyon, Kütahya, Eskişehir Yunanlılarca işgal edildi Meclisin Kayseri’ye taşınması fikri gündeme geldi Mecliste muhalif bir grup M Kemal’e sert bir şekilde yüklenmeye başladı Bunun üzerine M Kemal Meclisten kendisine Başkomutanlık yetkisinin verilmesini istedi TBMM yoğun tartışmalar ve oylamaların sonucunda M Kemal’e 3 ay süreyle Başkomutanlık yetkisini verdi5 Ağustos 1921 THORN; Tüm yetkilerin tek kişi de toplanması demokratik olmasa da burada amaç daha hızlı karar alıp uygulayabilmektir M Kemal Başkomutan olduktan sonra ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Tekalif-i Milliye Emirlerini yayınladı7-8 Ağustos 1921 Buna göre;her ilçede bir komisyon kurulacaktı, Halkın elindeki tüm silah ve cephane üç gün içinde orduya teslim edilecekti Her ev bir takım çamaşır, bir çift çorap ve çarık vererek bir askeri giydirecekti Eli silah tutan herkes orduya alınacaktı Taşıt araçları ayda bir kez alınacak ve 100 km’yi aşmamak üzere kullanılacaktı Bedeli sonradan ödenmek üzere yiyecek maddelerinin yüzde kırkına el konacaktı Zanaatkârlardan silah yapmayı bilenler orduya hizmete alınacaktı Tekâlif-i Milliye Komisyonunun hızlı çalışması içinde İstiklal mahkemeleri kurulacaktı SAKARYA MEYDAN SAVAŞI 23 Ağustos – 13 Eylül 1921 Türk ordusu Kütahya-Eskişehir savaşında Sakarya Nehrinin doğusuna çekilmişti Türk ordusu, burada bir cephe oluşturdu Hazırlıklarını tamamlayan Yunan ordusu Sakarya’nın batısından saldırıya geçti Ancak hiç beklemedikleri bir karşı saldırıyla karşılaşan Yunan orduları geri çekilmeye başladı 13 Eylül’de Sakarya’nın doğusunda hiçbir Yunan askeri kalmadı Savaşın sonucunda; Yunan ordusunun saldırı gücü kırılıp savunmaya geçerken saldırı sırası Türk ordusuna geçti 1683 II Viyana Kuşatmasından bu yana devam eden geri çekilme sona erdi M Kemal’e Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi verildi İtalyanlar Anadolu’yu tamamen boşalttılar İngilizlerle esir değişimi antlaşması imzalandı ve Malta esirleri kurtarıldı Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars antlaşması imzalandı Rusya’nın isteği ile bu antlaşma Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ile TBMM arasında yapıldı Bu antlaşmayla doğu sınırımız kesin şeklini aldı Sakarya Savaşından sonra İtilaflar TBMM’ye bir barış teklifinde bulundu Ancak reddedildi Sakarya savaşının ardından Fransa ile de Ankara Antlaşması yapılmıştır Bu antlaşmaya göre; İki taraf arasındaki savaş durumu sona erecekti Esirler karşılıklı olarak serbest bırakılacaktı Fransızlar işgal ettikleri bölgelerden çekileceklerdi Antlaşmanın imzalanmasında iki ay sonra Türk Kuvvetleri Suriye sınırının kuzeyine, Fransızlar da güneyine çekilecektir İskenderun ve Hatay Fransızlarda kalacak ancak bu bölge için özel bir yönetim uygulanacaktı Suriye topraklarında olan Caber Kalesi Türk toprağı sayılacak ve Türk askerlerince korunacaktı Antlaşmanın önemi; İlk kez bir İtilaf Devleti yani Fransa TBMM’yi tanımıştır İtilaf Devletleri arasındaki ilk parçalanmadır Fransa – İngiltere Hatay dışında Suriye sınırımız çizildi Güney cephesi kapandı ve buradaki tüm birlikler Batı cephesine kaydırıldı BÜYÜK TAARRUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI M Kemal Paşa Yunanlılara karşı 6 Ağustos 1922’de taarruza karar aldı Plana göre düşman ani bir baskın yapılarak çevrilecek ve imha edilecekti Bu arada Yunanlılar da Sakarya savaşından sonra Batı Anadolu’yu ellerinde tutabilmek için çok güçlü bir savunma hattı oluşturmuşlardı Türk taarruzu 26 Ağustos günü başladı Bir süre sonra kaçış yolları tıkana Yunanlılar 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da büyük bir bozguna uğratıldılar İlerlemeye devam eden Türk ordusu 9 Eylül de İzmir’e girdi 18 Eylül’de de tüm Batı Anadolu’yu düşmandan temizledi Bu savaş ile Kurtuluş savaşı sona erdi Yunan işgali sona erdi İtilaf Devletleri ise Türk ordusunun İstanbul’a gireceği endişesine kapılarak ateşkes önerisinde bulundular Bu gibi sebeplerden dolayı Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı11 Ekim 1922 Mudanya görüşmelerine TBMM, İngiltere, Fransa ve İtalya katılmıştır Yunanistan katılmamış, İngiltere tarafından temsil edilmiştir Mudanya Ateşkes Antlaşmasında alınan kararlar; Türkiye ve Yunanistan arasındaki savaş durumu sona erecektir Yunan birlikleri 15 gün içerisinde Doğu Trakya’yı boşaltacaklardır Doğu Trakya’nın güvenliğini sağlamak için 8000 Türk jandarması görev yapacaktır İstanbul ve Boğazların idaresi TBMM’ye bırakılacaktır İstanbul’daki işgal güçleri kesin barış imzalanıncaya kadar bölgede kalacaktır Türk ordusu da kesin barış imzalanıncaya kadar Çanakkale ve Kocaeli’nde belirlenen çizgide kalacaktır Ateşkesin önemi; Savaşın silahlı mücadele dönemi bitmiştir Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar savaş yapılmadan kurtarılmıştır İsmet Paşanın buradaki başarıları Lozan görüşmelerine katılmasına ortam hazırladı LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI 24 Temmuz 1923 Lozan Konferansına, TBMM, İngiltere, İtalya, Fransa, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Romanya, Yugoslavya, Belçika, Portekiz, ABD gibi ülkeler katılmıştır Türkiye’yi Konferansta İsmet Paşa temsil etmekteydi İsmet Paşadan Kapitülasyonlar ve Ermeni yurdu konusunda asla taviz vermemesi istendi Bunun dışındaki konularda esnek davranabilir gerekirse Ankara ile irtibat kurabilirdi Konferans iki aşamada gerçekleşti Konferansın ilk tur görüşmeleri 20 Kasım 1922 de başladı Bazı konularda anlaşma sağlanmasına rağmen Osmanlı borçları, Musul, Boğazlar ve Kapitülasyonlar gibi konularda sonuç alınamayınca konferans 4 Şubat 1922’de dağıldı Türk ordusu İstanbul, Boğazlar ve Musul üzerine harekete geçmek için hazırlıklara başladı Ancak yeni bir savaşı iki tarafta göze alabilecek durumda olmadıkları için, görüşmeler İtilafların isteğiyle yeniden başladı23 Nisan 1923 Musul hariç bütün konularda anlaşma sağlandı ve 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde barış antlaşması imzalandı Alınan kararlar Boğazlar bir komisyon tarafından yönetilecekti Komisyonun başkanı Türk olacaktı Boğazların iki yaksın da 15’er km alan askerden arındırılacaktı Ticaret gemileri boğazdan serbestçe geçebilecek ancak savaş gemilerinin geçişi sınırlı olacaktı Kapitülasyonlar tamamen kaldırılacaktır Ülkedeki tüm azınlıklar Türk Vatandaşı olarak kabul edilecektir Böylece iç işlerimize karışılması da engellenmiş olacaktı Osmanlı Devletinden kalan borçlar 1854’den itibaren Osmanlıdan ayrılan devletlerarasında paylaştırılarak ödenecektir Yunanistan’da yaşayan Türkler ile Türkiye’de yaşayan Rumlar mübadele edilecekti Ancak Batı Trakya’daki Türkler ve İstanbul’daki Rumlar dışındaki Türk ve Rum azınlıklar yer değiştirecektir Rum patrikhanesi İstanbul’da kalacaktı Ancak patrikhanenin din dışı yetkilerine 1926’da Medeni Kanun kabulüyle son verilecektir Ülkedeki tüm yabancı okullar, Türk Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olacaktı Yine bu okullarda Milli Eğitim Bakanlığı esaslarına gör eğitim yapılacaktı Antlaşmaya göre sınırlarımızda belli oldu Yunanistan ile sınırımız Meriç Nehri olacaktı Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağacı Türkiye’ye verecekti Gökçeada ve Bozcaada Türkiye’de kalacaktı Yunanistan kendisine ait olan Türkiye’ye yakın adalarda asker bulundurmayacaktı Lozan antlaşmasının onaylanmasından 6 hafta sonra İtilaf Devletleri İstanbul ve Boğazları boşaltacaktır Antlaşmanın önemi Misak-ı Milli tüm dünya devletleri tarafından kabul edildi Yeni Türk devletinin varlığı ve bağımsızlığı herkes tarafından tanındı Günümüze kadar yürürlükte kalan bir antlaşmadır Osmanlıdan kalan kapitülasyonlar, azınlıklar, Osmanlı borçları gibi bir takım sorunlar çözülmüştür Lozanda tam çözüme kavuşturamadığımız Hatay ve Boğazlar sorunu lehimize çözdüysekte, Musul sorununu lehi
Ders Notları Eskişehir-Kütahya Savaşları muharebesinde Türk ordusu galip gelmesine rağmen dağılmış durumdaki Yunan ordusunu etkili bir şekilde takip durum Türk ordusunun aslında henüz büyük bir güce ulaşmadığını generalleri daha güçlü bir ordu hazırlayarak son bir taarruzla Ankara’yı işgal edebileceklerine amaçla büyük bir hazırlık başlatılmış hatta Yunan Kralıda Anadolu’ya gelerek zaferin kesin olduğunu göstermek için gazetecilere Ankara’da basın toplantısı için randevu vermiştir. Yunan ordusunun amaçları şunlardır • İnönü yenilgileri nedeniyle kaybettiği saygınlığını yeniden kazanmak • İtilaf Devletlerinden aldığı yardımı artırmak • Ankara’yı işgal ederek Sevr antlaşmasını TBMM’ye kabul ettirmek • TBMM ordusunu ortadan kaldırmak Yunan ordusu Anadolu’ya ulaşabileceği en büyük gücünü toplayarak taarruza ordusu ise yeteri kadar güç toplayamadığı için Yunan ordusuna karşı etkili bir savunma nedenle Türk ordusu Mustafa kemal Paşa’nın emriyle Sakarya Nehrinin doğusuna kadar geri çekilmiştir. Türk Ordusunun Geri Çekilmesinin amaçları Şunlardır • Daha uygun bir savunma hattı oluşturmak • Tamamen imha edilmeyi önlemek • Yunan ordusunu ikmal noktalarından uzaklaştırarak disiplinini bozmak Eskişehir-Kütahya savaşlarının sonuçları • TBMM’nin düzenli birlikleri ilk ve tek yenilgisini almıştır. • Sakarya ırmağının batısına kadar gelen Yunan ordusu burada bekleyerek toparlanıp son saldırıyı yapmak için hazırlanmaya başlamıştır. • Eskişehir Afyon Kütahya Yunan işgaline uğramıştır. • Ordunun geri çekilmesi Kurtuluş Savaşının kaybedildiği düşüncesini ortaya çıkmasına neden olmuştur. • TBMM’nin daha güvenli bir yer olan Kayseriye taşınması tartışılmaya başlanmıştır. • TBMM’de Mustafa kemal Paşa’ya muhalefet artmıştır. • İtalyanlar ve Fransızlar Anadolu’da işgal ettikleri yerleri boşaltma işlemini durdurmuşlardır. • Mustafa kemal Paşa’ya Başkomutanlık yetkisinin verilmesine ve Tekalif-i Milliye Emirlerinin yayımlanmasına ortam hazırla-mıştır. Eskişehir-Kütahya Savaşları 10–24 Temmuz 1921 Ø Yunanlılar I. ve II. İnönü Savaşları’ndan sonra yeni bir saldırı için harekete geçtiler. Ø TBMM ise henüz seferberliğini ilan edememiş, silah, taşıt ve araçlarını tamamlayamamış, İnönü savaşlarının yorgunluğunu henüz üzerinden atamamıştı. Ø Ankara’yı hedef alan Yunanlılar 13 Temmuz’da Afyon, 17 Temmuz’da Kütahya, 19 Temmuz’da Eskişehir’i işgal ettiler. Ø Türk ordusu imha olmaktan kurtulmak ve zaman kazanmak için, M. Kemal’in emriyle Sakarya’nın doğusuna çekildi. Ø Bu durum mecliste, yurtta üzüntü ve panik yarattı. İnönü Savaşları ile oluşan olumlu ortam dağıldı. İtalya işgal bölgelerini boşaltma kararını iptal etti. Ülke yeniden umutsuz ortama düştü. Ø Meclis’te M. Kemal’e muhalefet edenler bu olayla O’na saldırmaya ve Ankara’da olmasını eleştirmeye başladılar M. Kemal’in cepheye gitmesi isteniyordu. Ø Meclis’in Kayseri’ye taşınması fikri gündeme geldi. Ø Bu şartlar içinde M. Kemal, 5 Ağustos 1921’de 3 ay süreyle başkomutan seçildi. TBMM’ye ait yasama, yürütme yetkileri ile İstiklal Mahkemeleri’ne ait yargı yetkisi de M. Kemal’e bağlandı bu durum M. Kemal’in cumhurbaşkanı seçilmesine kadar devam etti. Ø M. Kemal 7–8 Ağustos 1921’de Tekâlif-i Milliye Emirleri’ni çıkardı. Bu emirlerin uygulanması için İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Belki Bunlar İlginizi Çekebilir. Sosyal Bilgiler Küresel Bağlantılar Türkiye’de ve Dünyada Barış Uluslararası Kuruluşlar İçindekiler1 TÜRKİYE’DE ve DÜNYADA BARIŞ ULUSLARARASI ÜLKEMİZİN İÇİNDE YER ALDIĞI ULUSLARARASI BİRLEŞMİŞ …
DerslerTarihDiğer Türk Devletleri ve TopluluklarıSoruMeclis'in Kayseri'ye taşınması tartışmaları hangi gelişmeden sonra yaşanmıştır? A 1. İnönü Muharebesi B 11. İnönü Muharebesi CMeclis'in Kayseri'ye taşınması tartışmaları hangi gelişmeden sonra yaşanmıştır? A 1. İnönü Muharebesi B 11. İnönü Muharebesi C Kütahya-Eskişehir Muharebeleri D Sakarya Meydan Muharebesi E Büyük Taarruz Soru Çözümünü GösterHesabını çözümünü gör!Ücretsiz 3 soru kredisi kazan Günlük hediyelerini alFotoğraflarla sorularını sor
meclisin kayseri ye taşınması hangi savaş