crEm86. Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, - ü redif , - sü tam kafiye Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü! - ü redif , - sü tam kafiye Işık ışık, dalga dalga bayrağım, -ım redif , -ağ tam kafiye Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. , -ım redif , -ağ tam kafiye Sana benimle bakmayanın -n yarım kafiye Mezarını kazacağım. , -ım redif , -ağ tam kafiye Seni selâmlamadan uçan kuşun -n yarım kafiye Yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder… -er tam kafiye Gölgende bana da, bana da yer ver! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar, Yurda ay yıldızın ışığı yeter! Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün, Kızıllığında ısındık. Dağlardan çöllere düşürdüğü gün, Gölgene sığındık. Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı, Barışın güvercini, savaşın kartalı, Yüksek yerlerde açan çiçeğim! Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim. Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim! Yeryüzünde yer beğen, Nereye dikilmek istersen Söyle, seni oraya dikeyim! Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiirinin Anlam Açıklaması Evet, kuşkunuz olmasın, bu şiir bir aşk şiiridir. Aşk şiirleri sadece karşı cins için yazılmaz ki… Allah aşkı; hürriyet, vatan, evlât aşkı… Hepimiz biliriz ki klasik anlamda aşk şiirlerinde iki varlık vardır Gül ile bülbül, yani âşık ile maşuk veya seven ve sevilen… Kısaca şairin kendisi, yani ben’i; bir de karşı cinsten biri… Yani sen… Aşk şiirlerinde sen-ben ilişkisi şiir boyunca devam eder. Şair sürekli olarak sevgilisinden, onun güzelliklerinden söz açar. Bu arada sevdiğini yüceltirken sevdasının ne denli derin olduğundan dem vurur. Bu tür şiirlere üçüncü bir şahıs asla giremez. Sözgelimi şair “pembe panjurlu bir evden ve o evde hep birlikte yaşayacakları yeşil gözlü çocuklarından” söz etmez veya dizelerinde annesinin de o sevgilinin güzelliğine hayran kalıp babasından isteyeceği gibi komik ifadelere hiç yer vermez. Kısaca aşk şiirlerinde sadece sen ve ben vardır. Bu ikiliye zaman zaman tabiat da misafir olur. Fakat tabiat, aşk şiirlerinde duygusallığı tamamlayan ve şairin hislerini ifadeye yardımcı olan bir araç gibidir. Haşim’in dediği gibi “Sen ve ben ve maî deniz / Ve bu akşam ki lerzesiz / Sessiz…” İşte “Bayrak” şiirine aşk şiiri dememin sebebi budur. “Sen, senin, sana” şeklindeki ikinci tekil kişi zamiri, şiirin tamamında sekiz defa kullanılmıştır. Ayrıca “istersen, destan, gölgen, süzgün, beğen” gibi sözcükler ses benzerliği yönünden “sen” zamirini çağrıştırmaktadır. Bundan başka dikkat edilirse yirmi altı dizelik bu şirin sekiz dizesine “senin, seni, sabah, savaş, senin, senin, söyle” sözcükleriyle başlıyor şair. Böylece şiire hâkim sesi belirlemiş oluyor Sen’in s’si… Şiire hâkim diğer sözcük de “ben”dir ve dolayısıyla hâkim ses de ben’in m’sidir. Şimdi diyeceksiniz ki eserin tamamında “benimle, bana, bana” olmak üzere üç defa kullanılan bir sözcük şiire nasıl hâkim öğe olur? Ayrıca “ben” zamirinde “m” sesi yok ki… Bu ne saçmalıktır? Anlatayım Türkçenin henüz kişi ve iyelik eklerinin oluşmadığı eski devirlerinde bu ekler yerine “ben, sen, biz” gibi zamirler kullanılıyordu. Mesela gelmek fiilinin şimdiki zaman kipindeki birinci ve ikinci tekil kişi çekimleri şöyleydi Gele yorır men geliyorum, gele yorır sen geliyorsun… Örneklerden anlaşıldığı gibi bayrak şiirinde kullanılan “kardeşim, şehidim, bayrağım, okudum, yazacağım, benim, kazacağım, bozacağım, çiçeğim, doğdum, öleceğim, tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim, dikeyim” kelimelerindeki “-m, -im” biçimindeki birinci kişi iyelik ve kişi ekleri aslında “ben” zamiridir. Şiire hâkim sözcük “ben”dir ve hâkim ses de “m”dir derken bunu kastediyoruz. Daha önce şiirin sekiz dizesinin “sen” zamiriyle başladığını söylemiştik. Şimdi de dokuz dizesinin “ben” zamiriyle, yani bu zamirin bulunduğu birinci kişi ekleriyle bittiğini söylüyoruz. İşte bu özelliklerden dolayı bu esere “bir aşk şiiri” diyoruz. Peki, şimdi biz de oturup yüz kelimelik bir şiir yazsak ve elli defa “sen-ben” desek aşk şiiri yazmış olur muyuz? Elbette ki hayır… Yazdıklarımızda bir manzumenin şiir olmasını sağlayan sağlam bir kompozisyon; özgün bir anlatım, ilginç benzetmeler, zengin çağrışımlar; şairane hayaller ve ahenk öğeleri yoksa o eser bir kelimeler yığını olmaktan öte bir anlam ifade etmez. Şair, aşk şiirlerinde olduğu gibi sevdiği varlığı, yani bayrağı eserin ilk dizesinden son dizesine kadar yüceltmekte ve onun güzelliğini övmektedir. Bayrak; şairin tarihidir, şerefidir, şiiridir, kısaca her şeyidir. Çünkü o, bayrağın altında doğmuştur ve yine bayrağının dibinde ölecektir. Arif Nihat, bayrağı göklerin “kızıl ve beyaz süsü” olarak niteler. Onu; saflığın, masumiyetin ve manevî temizliğin simgesi olan beyaz renginden dolayı kız kardeşinin gelinliğine benzetir. “Şehidin son örtüsü” benzetmesi ise şairane bir buluşla hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanılmıştır. Bilindiği gibi şehitler, cenazelerinin üzerine bayrak örtülerek defnedilir; bu, gerçek anlamdır. Mecazî olarak ise bu benzetme, bayrağımızdaki kırmızı renkten dolayı al kanlara bulanıp vatan toprağına düşerek şehit olan Mehmetçikleri hatırlatır. Şiirdeki harika benzetmelerden biri de bayrağın “yüksek yerlerde açan bir çiçek” olarak vasıflandırılmasıdır. Bu söz grubu da hem gerçek hem de mecaz anlamlıdır. Gerçek anlamlıdır çünkü bayrağımızın hep gönderde dalgalanmasını arzularız ve onu mümkün olduğu kadar yüksek yerlere dikmek isteriz. Mecaz anlamlıdır; çünkü o, hürriyetimizin ve bağımsızlığımızın sembolüdür; bu nedenle kutsal bildiğimiz değerlerimizin başında gelir. Ayrıca o bizim gözümüzde hiç kimsenin koparamayacağı yüksek yerlerde açan bir çiçek kadar güzeldir. Şiirdeki diğer güzel benzetmeler ise bayrağın “barışın güvercinine” ve “savaşın kartalına” benzetilmesidir. Bu iki benzetme milletimizin iki karakter özelliğini çok başarılı şekilde ortaya koymaktadır. Gerçekten de biz barış zamanlarında asla saldırgan olmayan, diğer milletlerin haklarına ve inançlarına saygı gösteren bir milletiz. Fakat bu özelliğimiz pısırık ve korkak olduğumuz anlamına gelmez. Çünkü savaş zamanlarında bir kartal gibi güçlü, hızlı, cesur, yırtıcı ve mücadeleci bir tutum sergilemişizdir. Akif’in dediği gibi “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum / Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum” Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiirinin Teması Ana fikir bayrak Yardımcı fikir Bayrak sevgisi Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiirinin Ölçüsü Serbest nazım. Şiirde belirli bir ölçü kullanılmamış. Bayrak Şiirinin Kafiye ve Redifleri Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, - ü redif , - sü tam kafiye Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü! - ü redif , - sü tam kafiye Işık ışık, dalga dalga bayrağım, -ım redif , -ağ tam kafiye Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. , -ım redif , -ağ tam kafiye Sana benimle bakmayanın -n yarım kafiye Mezarını kazacağım. , -ım redif , -ağ tam kafiye Seni selâmlamadan uçan kuşun -n yarım kafiye Yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder… -er tam kafiye Gölgende bana da, bana da yer ver! -er tam kafiye ....... Arif Nihat Asya'nın Hayatı Edebi kişiliği ve Eserleri 7 Şubat 1904- 5 Ocak 1975 Şair, Çatalca'nın İnceğiz köyünde doğdu. Balkan Savaşı'nın sonunda İstanbul'a geldi. Kocamustafapaşa ve Haseki mahalle mekteplerinde okudu. Gülşen-i Maarif Rüşdiyesi'nde iken Bolu Sultanîsi'ne, buradan Kastamonu Sultanîsi'ne geçti. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Darulmuallimîn-i Âliyyesi'ne girdi. Buraya bağlı olarak Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi 1928. 14 yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptıktan sonra 1950-1954 yılları arasında Adana milletvekili olarak Meclis'te bulundu. 1959-1961 yılları arasında Kıbrıs'ta öğretmenlik yaptı. 1962'de emekli oldu. Ankara'da öldü. ESERLERi DUALAR ve AMiNLER Çeşitli şiirlerden oluşmuştur. KÖKLER ve DALLAR Çeşitli şiirlerden oluşmuştur. BiR BAYRAK RÜZGAR BEKLiYOR Çeşitli şiirlerden oluşmuştur.
"Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim; Yeryüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim!" ARİF NİHAT ASYA
Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Şiir Koleksiyonu, Şiir Antolojisi > Şiir Dinletisi İçin Seçilmiş Uygun Şiirler BAYRAK ARİF NİHAT ASYA ŞİİR DİNLETİSİ İÇİN SEÇİLMİŞ UYGUN ŞİİRLER Ey Mavi Göklerin Beyaz Ve Kızıl Süsü Kız Kardeşimin Gelinliği, Şehidimin Son Örtüsü, Işık Işık, Dalga Dalga Bayrağım, Senin Destanını Okudum, Senin Destanını Yazacağım. Sana Benim Gözümle Bakmayanın Mezarını Kazacağım. Seni Selamlamadan Uçan Kuşun Yuvasını Bozacağım. Dalgalandığın Yerde Ne Korku, Ne Keder Gölgende Bana Da, Bana Da Yer Ver. Sabah Olmasın, Günler Doğmasın Ne Çıkar Yurda Ay Yıldızının Işığı Yeter. Savaş Bizi Karlı Dağlara Götürdüğü Gün Kızıllığında Isındık bilgi Dağlardan Çöllere Düşürdüğü Gün Gölgene Sığındık. Ey Şimdi Süzgün, Rüzgarlarda Dalgalı; Barışın Güvercini, Savaşın Kartalı Yüksek Yerlerde Açan Çiçeğim Senin Altında Doğdum, Senim Altında Öleceğim. Tarihim, Şerefim, Şiirim Her Şeyim; Yeryüzünde Yer Beğen; Nereye Dikilmek İstersen, Söyle, Seni Oraya Dikeyim... “ŞİİR DİNLETİSİ İÇİN SEÇİLMİŞ UYGUN ŞİİRLER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYIN>>TIKLAYIN>>TIKLAYINYorumu Çok saolun tam istediğim gibi ->Yazan Bilge 1. **Yorum** ->Yorumu çok teşekkür ederim benim şiir dinletisi proje ödevim var bunu ezberlicem ->Yazan melike >>>YORUM YAZ<<<
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyimYeryüzünde yer beğen!Nereye dikilmek istersen,Söyle, seni oraya dikeyim!” Arif Nihat ASYA Buğra GÜLDEREN Bu kutlu yola ilk önce bozkırlarda başladım. Ergenekon’dan çıktım Demir dağı erittim. Közlerini arkamda şahit bıraktım. Siganfu yakınlarında 40 yiğidin naralarıyla Çin’in içlerine daldım. Vey Irmağının kenarında Kür Şad’ı ve 40 çerisini şehit bıraktım. Sonra İlteriş Kağan astı beni burçlara. Nice Oğuz Beyleri beni öpüp başına koymadan geçemezdi saltanata. Benim uğrumda yapıldı her şey bu meydanda. Gün geldi Merv’de, Horasan’da, İsfahan’da parladım. Çift başlı kartalımla Anadolu önlerine dayandım. Türkistan illerinde aşkla dalgalandım. Sultan Alparslan’ın aziz ordusunu gölgemde topladım. İki ok bir yayla Ahlat’ta, Söğüt’te durak oldum. İlahi Kelimetullahla âleme nizam verdim. Bizans tekfurlarıyla döğüştüm kurt gibi, kartal gibi. Niyazi Yıldırım’ın şu dizlerinde ete kemiğe büründüm. “Batıl ikliminde Diyar-ı Rum’un,Hakkın kılıç tutan eli Kuranlı nağralar salıp,İslam’ın hamaset dili oldular.” Sonra surlara dayandım. Kızılelma’ya döndüm yüzümü. Ezanlarla söyledim sözümü. Bıyıklarında tarak duranlar, sürdü beni önlere. “Atmaca Burunlu Türk’ün “ pençesi oldum, daldım kale içine. Ulubatlı Hasan’ımı burçlarda şehit bıraktım. Konstantinopolis’i “İstanbul” yaptım. Mehterle yürüdüm Haçlıları korkuya bürüdüm. Güneşi aldım arkama yürüdüm yeşil zeminde, üç hilalle Asya’ya Avrupa’ya Afrika’ya… Bir zamanlar, Türk gölü haline getirdim Akdeniz’i. Turan ellerinde gururlandım, gururlandım. Sonra çırpındı Karadeniz görünce beni ve şöyle haykırdı bana “Ayrı düştüm dost elindenYıllar var ki çarpar sinemVefalı Türk geldi yineSelam Türk'ün bayrağına.” Sonra, sonra zamanın çarkı tersine döndü. Umutla umutsuzluk arasında kaldığım nice karanlık günler yaşadım. Kederlendim, üzüldüm; çehrem çatıldı, çünkü hep eller üstünde tutulan ben, sanki kanatları kırılan bir kartal gibi düşeceğimi zannettim semalardan... Aziz Türk milleti ve Gazi Mustafa Kemal tuttu beni. “Söndürdüler Kafir’in Meryem Ana mumunu” Atsız’ın dizelerindeki gibi. Yeniden çektiler göklere beni. Şehitlerin kanıyla boyandım. Kosova’dan, Çanakkale’ye, Dumlupınar’a oralardan da sonsuza kadar ay yıldız oldum. Beraberliğin, kardeşliğin göklerdeki al yansıması oldum. Lakin bir gün yine çok üzüldüm. Sessiz sessiz hıçkırıklara boğuldum. Ufuklarım karardı, ay yıldızımın ışığı bile söndü sanki. Çünkü beni layık olduğum yerlerde yaşatan o büyük komutan Mustafa Kemal Atatürk, beni Türk gençliğine emanet edip gitmişti. İşte o günden beri her 10 Kasım’da saygıyla eğilirim. Yoksa ne mümkün boyun bükmem, bütün cihan bilir ki Akif’in mısralarıyla yazıldı kaderim yeniden “Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi sana yok, ırkıma yok izmihlalHakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal.” Evet, Türk Milletinin bir parçası olmaktan o kadar mutluyum ki al rengim ve ay yıldızımla keyfimce dalgalanırım hür ufuklarda, bir daha inmemek üzre…
1. Herhangi bir sebeple tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur. Örnek Ah o eski günlerim bir geri gelse… Muş Ovası uçsuz bucaksız güzelliğiyle önümüzde duruyordu ki… Yolumuzun sağ tarafında uçsuz bucaksız bozkırlar… Onun için yaptıklarım bir bir aklıma geliyor da… Bir anda karşımıza bir yabani hayvan sürüsü çıktığında… 2. Söylenmek istenmeyen sözler yerine konur. Örnek Bütün mahalle ona "… Mustafa" derdi. Kılavuzu karga olanın burnu b…tan çıkmaz. Hızlı koşan atın... seyrek düşer. atasözü Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. Ahmet Hamdi Tanpınar Gizli tanık …'den bunları öğrenmişler. O …siz adamla beni bir daha yan yana getirmezseniz çok iyi olur. 3. Alıntılarda başta, ortada, sonda alınmayan sözcük, sözcük grupları ve bölümlerin yerine kullanılır. Örnek 1 Nelson Mandela; "… en büyük zafer hiçbir zaman düşmemekte değil, her düştüğünde ayağa kalkmakta yatar." der. Yukarıdaki cümlede cümlenin ilk sözcüğü yazılmadığı için üç nokta işareti kullanılmıştır. Örnek 2Dost dost diye nicesine sarıldımBenim sâdık yârim kara topraktırBeyhude dolandım boşa yoruldumBenim sâdık yârim kara topraktır … Yukarıdaki şiirde şiirin sondan devam ettiğini belirtmek için üç nokta işareti konmuştur. Örnek 3 Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su … Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su Yukarıdaki şiirde şiirin orta beyitleri yazılmadığı için üç nokta işareti kullanılmıştır. Örnek 4 … Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim Yeryüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim! Arif Nihat Asya Yukarıdaki şiirde şiirin baş tarafı yazılmadığı için üç nokta işareti kullanılmıştır. 4. Örnekler sıralandıktan sonra "ve benzerleri" yerine konur. Örnek Okul çantasından birçok şey çıkardı kitap, defter, cetvel… O her alanda eser veren biriydi roman, tiyatro, masal… Bu yörede birçok meyve yetişir elma, üzüm, portakal… Toplantıya kimler katılmamıştı ki Mustafa, Sabri, Mehmet… Sözcük türlerini şöyle sıralayabiliriz sıfat, zarf, zamir… 5. Ünlem ve seslenme ifadelerinde anlamı pekiştirmek için konur. Örnek — Koca Ali... Koca Ali, be!.. Ömer Seyfettin 6. Özellikle tiyatro metinlerinde karşılıklı konuşmalarda susma yerine kullanılır. Örnek 1 —Oğlum sen misin? —… — Niçin konuşmuyorsun? Örnek 2 — Kimsin? — Ali... — Hangi Ali? — ... — Sen misin, Ali usta? — Benim!.. — Ne arıyorsun bu vakit buralarda? — Hiç... — Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa!.. Ömer Seyfettin 7. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun hayal dünyasına bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur. Örnek Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! Faruk Nafiz Çamlıbel Üç Nokta … işareti ile İlgili Önemli Uyarılar 1. Ünlem ve soru işaretinden sonra üç nokta işareti gelirse üç nokta işareti yerine iki nokta işareti konulmalıdır. Türk Dil Kurumu iki nokta işaretini yeterli saymaktadır. Örnek 1 — Koca Ali... Koca Ali, be!... yanlış — Koca Ali... Koca Ali, be!.. doğru Örnek 2 Gök ekini biçer gibi!... Başaklar daha dolmadan. yanlış Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan. doğru Örnek 3 Nasıl da akşam oldu?... Nasıl da yavrucaklar sustu?... yanlış Nasıl da akşam oldu?.. Nasıl da yavrucaklar sustu?.. doğru 2. Üç nokta yerine dört ve daha fazla nokta kesinlikle kullanılmaz. Örnek Okula kimler gelmemişti ki Ahmet, Osman, Ömer.... yanlış Okula kimler gelmemişti ki Ahmet, Osman, Ömer.................. yanlış Okula kimler gelmemişti ki Ahmet, Osman, Ömer... doğru Üç Nokta İşareti … ile İlgili Alıştırmalar 1. Aşağıdaki üç nokta işaretlerinin konuluş gerekçelerini belirtiniz. Seni geçen yıldan bu yana öyle özlüyorum ki… O …li adamı derhal buradan uzaklaştırın. Yunus Emre "… hoş gör, Yaradan'dan ötürü." der. Doğum gününde çocuğunu hediyelere boğmuştu oyuncak, elbise, tablet… 2. Aşağıdaki üç nokta işaretleri yanlış konulmuştur. Bunların nedenlerini araştırınız. Ne güzeldi o yıllar!... Ne şirindi o yerler!... Mustafa neredeyse bütün arkadaşlarını doğum gününe çağırmıştı Ali, Osman, Ömer!... Herkes farklı bir hediye takdim etmişti Gömlek, otomobil, bilgisayar…………….Yararlanılan KaynaklarTürk Dil Kurumu, Noktalama İşaretleri Açıklamalar bakınızNokta İşaretiVirgül İşaretiNoktalı Virgül İşaretiİki Nokta İşaretiSoru İşareti İşaretiÜnlem İşaretiKısa Çizgi İşaretiUzun Çizgi İşaretiEğik Çizgi İşaretiTırnak İşaretiKesme İşaretiTek Tırnak İşaretiParantez Yay Ayraç İşaretiDenden İşaretiKöşeli Ayraç İşaretiNoktalama İşaretleri Test 1Noktalama İşaretleri Test 2Noktalama İşaretleri Test 3Noktalama İşaretleri Test 4Noktalama İşaretleri Test 5 Noktalama İşaretleri Test 6Noktalama İşaretleri Test 7Noktalama İşaretleri Test 8Noktalama İşaretleri Test 9Noktalama İşaretleri Test 10Yazım Kuralları Konu AnlatımıNoktalama İşaretleri Konu AnlatımıAna Sayfa
tarihim şerefim şiirim her şeyim yeryüzünde yer beğen